ŞULE SARPKAYA İREZ
Üstat
Bir solukta okuduğum, hayatın içinden mi dışından mı olduğunu tam kestiremediğim akıcı ve absürt bir hikaye; Ülker Abla. Hem Türk kadınının gerçeği hem sokakların, hem içimizde yaşayanların. “Neşeli hüzünler dansı“ tadında trajikomik bir hikaye. Ülker Hanım babasının gazabından kaçıp kader motifiyle kocasının gazabına tutulmuş sıradan bir kadın. Evden kaçar hastanede refakatçilik yaparak yaşamını sürdürür oradan çıkar sokaklara sığınır ancak her kadının korktuğu şeyin başına gelmesinden mütevellit ne yaşadığını bilir ne yaşama uğraşını. Tekrar hastaneye dönüşü ile birlikte eski komşusuna rastlar ancak hayat bu ya kimse iyilik yapıp denize atmaz. Kitabın satır araları gerçekliğimize dokunuyor. Okurken bu kadar cahil bir kadının böyle cümleler kurmasını eleştirmiştim kendimce ancak başka türlüsünde de kitap kendini okutmazdı diyerek dindirmeye çalıştım kendimi. Kitabın sonlarına doğru yazar araya girip okurların bu huzursuzluğunu sonlandırdı. Hepimizin yakinen tanıdığı biri; Ülker Abla..