ŞULE SARPKAYA İREZ
Üstat
Sımsıcak bir baba-oğul-yol hikayesi; Sabahın Üçü. Kitabı ilk gördüğümde şöyle düşünmüştüm, biz saat 3:00’ü gecenin üçü olarak tanımlarız ancak bu kitapta sabahın üçü olarak sunulmuş. Kitabı okuyunca Fitzgerald’ın şu sözüne istinaden yazılmış olduğunu anladım; “Ruhun gerçekten karanlıklar içine düştüğü gecede saat daima sabahın üçüdür.“ Epilepsi hastası olan oğul ile onunla pek fazla vakit geçiremeyen meşgul bir babanın en başta zaruri olan, bilmedikleri bir kentte iki tam gün ve iki tam geceyi nasıl geçirdiklerini konu alıyor kitap. Birbirlerinin bilmedikleri yönlerini keşfediyor ve bundan büyük bir haz alıyorlar. Bir çırpıda okunabilecek sıcacık bir hikaye. Bazı yanıtlanmamış sorular bıraksa da kitap, anlamlı ve güzel bir sonla buluşturuyor okuru. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Boş bir kafayla okunabilecek, çerezlik, vakit geçirmelik hoş bir yaz kitabı denebilir.