Ayşegül Sesli
Kitapkurdu
Psikanalizin kurucusu erkek olunca, ister istemez bu alan da eril bir bakışla şekillenmiş. Ama Karen Horney, bu güçlü yapının içinde kendi sesini duyurmuş ve Freud’un tezlerine cesurca karşı çıkmış. Kadının duygusal derinliğini, anneliğini, yaratıcı gücünü “eksiklik” değil, varoluşun temeli olarak görmüş. Freud insanı cinsel dürtülerle tanımlarken, Horney toplumsal bağlamı da işin içine katmış; insanı çok daha bütüncül bir yerden okumuş. En çok etkilendiğim bölüm “Nevrotik Sevgiye İhtiyaç” oldu; çünkü sevgiyle bağımlılığı o kadar sade ama çarpıcı bir biçimde ayırıyor ki… Bir kadın olarak erkek egemen bir bilimin içinde bu kadar aydınlatıcı, sorgulayıcı ve güçlü bir dil kurabilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Okudukça, onun fikirlerinin bugüne ne kadar canlı, ne kadar gerekli olduğunu hissediyorsunuz.