GÜNAY TAŞ
Sonunda orijinal bir yazarla, akıcı bir Türkçe’yle ve zihnimizde sarkmayan, gözümüze batmayan dolu dolu anlamlı bir dil uyumu sağlanmış harikulade bir çeviriyle ve üstelik yazım ve dilbilgisi hataları olmayan özenle basılmış bir kitapla karşılaşmak mutluluk verici. Öyle ki kitap içeriği çok cazip ve merak uyandıran türden olmasına rağmen bitmesin diye az az okumaya çalışıyorum. Kitabın, içine AI kaçmamış, yazım dili anlatım zenginliğiyle dolu; bu tarz yazara mı ait çevirmene mi bilemiyorum ama hangisine aitse bayıldım. Doppler ile tanışmak çok güzeldi. İlk kitaptan sonra mutlaka serinin ikincisi okunmalı. Zira ancak o zaman bazı şeyler anlam kazanıyor. Ama sonuçta günümüzün dünyasının bunaltıcı popüler kültürüyle kapitalist bir yaşam sürmeye zorlanan insanının bu Stockholm sendromundan kurtulma çabasının nasıl da bataklık hissi yarattığını harikulade mecazlar, zeki bazen gülümseten tanımlamalar ve düz pürüzsüz bir anlatımla veriyor.