salih alper kara
Kitapkurdu
“Momo”… Uzun zamandır bir kitap beni bu kadar derin düşündürmemişti. Çocuk kitabı gibi görünse de aslında yetişkinlerin kalbine dokunuyor. Okurken sürekli “biz ne ara bu kadar aceleci olduk?” diye sordum kendime. Zamanın anlamını unutan, hep bir yerlere yetişmeye çalışan ama hiçbir yere varamayan insanların arasında yaşıyoruz. Michael Ende bunu o kadar sade ve derin anlatmış ki, insan kendini o gri adamların dünyasında buluyor. Momo ise sessizliğin ve dinlemenin sembolü. Yalnızca dinleyerek bile insanların içindeki ışığı yakabiliyor. Belki de hepimizin bir “Momo”ya ihtiyacı var; gerçekten dinleyecek birine. Zaman çiçekleriyle geçen bölümler beni en çok etkileyen yerdi. Zamanın yaşamak olduğunu, acele ettikçe hayatın elimizden kaydığını hatırlattı. Momo bana bir hikâyeden fazlasını verdi: durmayı, dostluğu, dinlemeyi, gerçekten yaşamayı. Zamanı geri vermiyor ama onu yeniden hissettiriyor.