zafer saraç
Hezarfen
Bir şehrin banliyösünde meydana gelen değişim bireylerine nasıl yansır? Varoş kültürünün ve gecekondu dünyasının hoş bir hatıra olarak anılması mı, yoksa tamamen unutulması mı söz konusudur? Hwang Sok-yong taşradan merkeze uzanan hikayesiyle âşkın hayatın keşmekeşine karşın en güçlü direnç noktası olduğunu kanıtlamaya çalışır. Aslında değişen dünyanın koca bir öğütücü misali maddi manevi her şeyi yok ettiği bir ortamda geçmişin ipine sarılmanın makul olmaktan ziyade nostaljik olduğu söylenebilir. Nostalji farklılık arayanları tatmin edebilir. Ama kırık kalpler için geçmiş; aranılan, istenilen, değiştirilmesi hayal edilendir. Hwang Sok-yong eserinde geçmişi uykusundan uyandırarak öykünmeyi drama çeviriyor. En nihayetinde bazen mutluluk aramakla dahi bulunmaz ama düşünmekle şahsi tatmin mümkündür. Geçmiş, bir hafıza egzersizi kadar yakındır. Uzakların nasıl yakın olduğu Hwang Sok-yong'un eserinde aşikar kılınır. İyi okumalar...