Deniz Özbektürk
Hezarfen
Mirjam Pressler’in “Selam, Ben Kitty” romanı, sadece bir tarih kitabı değil; geçmişle bugünü, acıyla umudu buluşturan çok özel bir hikâye. Anne Frank’in hayalî dostu Kitty’nin günümüze gelmesi fikri, bana geçmişte yaşanan trajedilerin hâlâ sona ermediğini düşündürdü. Çünkü kitapta, Kitty’nin mülteci çocuklarla tanışması ve onların da savaş yüzünden evsiz kalması, tarihin acılarının aslında hâlâ sürdüğünü gösteriyor. Kitap boyunca “İnsanlık gerçekten ilerledi mi?” sorusu zihnimden hiç gitmedi. Yazar, savaşın ve ayrımcılığın biçim değiştirse de varlığını koruduğunu çok etkileyici biçimde anlatmış. En çok da Kitty’nin içsel yolculuğu beni etkiledi; hem kendi kimliğini arıyor hem de Anne’in mirasını yaşatmaya çalışıyor. Bu hikâye, bana umut etmeyi, insan olmanın sorumluluğunu ve geçmişi unutmamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Sessiz ama derin bir çağrı gibi: “Savaşları unutmamak, barışı korumak herkesin görevi.”