İzzet Can Bezircioğlu
Üstat
Geber Aşkım, sınır tanımayan bir ruhun itirafı gibi.Yabancı bir ülkede, kırsalda yaşayan bu kadın karakterin ne bedenine ne de yaşadığı yere sığamayışı tuhaf bir yakınlık hissi veriyor. Bastırılmış arzular, deliliğin kıyısında gidip gelen düşünceler arasında nefes almaya çalışırken, annelik duygusu da sevgiyle yıkımın, şefkatle öfkenin iç içe geçtiği bir çatışma alanına dönüşüyor. Harwicz’in kadını yargılamadan, dürtülerini tüm çıplaklığıyla göstermesi etkileyici. Doğa, roman boyunca adeta bir karakter gibi kadının iç dünyasındaki fırtınayı birebir yansıtıyor ve özgürleşme isteğinin yavaş yavaş bir yok olma arzusuna dönüştüğünü hissettiriyor. Yazarın anlatım dili keskin: cümleler nefes nefese, bazen eksik, bazen birbirine çarpıyor.Göçmenlik temasının bir arka plan olmaktan çıkıp aidiyetsizliğin ta kendisine dönüşmesi ise romanın en güçlü yanı.Geber Aşkım, rahatsız eden dürüstlüğüyle sarsıcı; deliliği bir yenilgi değil, yaşamın ağırlığına karşı en samimi direniş biçimi olarak sunuyor.