Önder Güngör
Üstat
Suç ve Ceza'yı okuduğunda insan sadece bir roman bitirmiş olmaz; sanki kendi ruhunun karanlık dehlizlerinden geçmiş gibi olur. Kitap, Raskolnikov’un işlediği cinayet üzerinden basit bir suç hikâyesi anlatmaz; aksine insanın vicdanı ile aklı, gururu ile merhameti arasındaki ölümcül çatışmayı sahneye koyar. Raskolnikov’un kendine kurduğu teoriler—“bazı insanlar sıradan, bazıları ise yasa koyucu olabilir”—okudukça insanı ürpertir. Çünkü bir noktada fark edersin: aslında hepimiz bazen kendi içimizde, başkalarının üstünde görmeye çalışırız kendimizi. Ama işlenen suç, aklın mantıklı kıldığı bir fikir değil, ruhu paramparça eden bir lanete dönüşür. Dostoyevski burada insana şu gerçeği gösterir: Suç sadece kanla değil, düşünceyle de işlenir; ceza ise sadece mahkeme salonunda değil, insanın kendi vicdanında başlar. Roman boyunca Petersburg’un karanlık sokaklarında dolaşırken, şehrin ağır havası Raskolnikov’un r