walden
Kitapkurdu
Frank eski arkadaşının / eski patronunun cenazesi için Milano'ya iner ve bütün karakterler romana girmeye başlar: Tennyson, beş yıldızlı bir otel, pandemi, otelde gizlice yaşayan bir göçmen aile vd. Romanın ilk bölümü neredeyse pandemi kaydının tutulduğu müthiş bir bölüm. Sonra eski arkadaşının cenaze töreninde karşılaşacağını düşündüğü ve karşılaştığı kişiler de bilinç akışıyla romana girerler: eski arkadaşlar, eski sevgililer, eski hatıralar. Tim Parks burada da "örgücülüğünü" konuşturuyor. Bir de Tennyson hikayesi var: bütün büyük romancılar gibi Tim Parks da şiire çok büyük bir saygı duyuyor ve sevdiği şiirleri hep tersinden anlıyor. Göçmen aile konusuna gelince... Frank, yani "beyaz" kahramanımız o aileye yardım ederek bir dönüşüm mü geçiriyor? Tim Parks'ın bunu anlattığı yerler çok güzel. Hatta takdire şayan. Çünkü Parks da bir "beyaz".