Önder Güngör
Üstat
lk sayfalarda, Şermin Yaşar’ın rahat, içten üslubuna kapılıp gitmiştim; öylesine doğal, öylesine yaşanmış bir anlatı ki adeta bir aile sohbetinin tam ortasında gibiydim Karakterlerin kendi iç dünyalarıyla sessiz bir monologu paylaşmasını izlemek; her birinin köşesine hapsolmuş duyguları özgür bırakmak gibiydi.Roman, üç erkek kardeş—Emin, Ethem, Ekrem—ve eşlerinin bakış açılarından sürerken, her bölüm bir başka iç ses eşliğinde ilerliyor. “Herkes kendi açısından haklı,” satırları sarıyor insanı, ama bir yandan da “Kim gerçekten neyi yaşıyor?” sorusunu derinleştiriyor “Aklınızdan ‘aynı çatı altında yaşamak karı koca olmak demek midir?’ sorusu geçiyor,” diyen yorumun duygusunu çok iyi anlıyorum; her bir sayfa o kadar tanıdık ve gerçek ki Bazen “Bunlara kalsa gerçekten bir aileyiz. Her hafta yemekleri birlikte olanlar aile olur,” Sanki psikologsun ve herkes ayrı sırlarını döküyor.” Bu düşünceyi okurken çok etkilendim Roman su gibi akıyor—okurken boğazınızda o hafif buruk tat kalıyor.