tuğba.ysa
Kaşif
Olaf Stapledon,büyük bir hayal gücüne ve vizyona sahip olduğunu etkileyici kalemiyle bir kez daha biz okurlara bu eserinde de gösteriyor. Son ve İlk İnsanlar,yalnızca bir bilimkurgu romanı değil;insanlığın iki milyar yıla yayılan varoluş öyküsünü anlatan dev bir kozmik destanı adeta. Yazar,günümüzden başlayıp iki milyar yıl sonrasına uzanan bir zaman çizelgesi kurarak,okuru gündelik hayatın küçük kaygılarından çıkarıp evrensel bir bakış açısına taşır.İnsan türünün nihai kaderini,Güneş’in yok oluşu ve Neptün’de yaşayan “Son İnsanlar”ın çaresizliği üzerinden anlatırken,hem insanın kırılganlığını hem de inanılmaz uyum sağlama gücünü vurguluyor. Anlayacağımız eser,okuyucuya sadece bir hikâye sunmuyor,bireysel yaşamın küçüklüğünü,tür olarak insanlığın muazzam ama trajik yolculuğuyla karşılaştırarak bir düşünme alanı açıyor. İlk sayfalarda okuru düşünce açısından yoran bir eser olsada sayfalar ilerledikçe kitap su gibi akıp gidiyor.