Özgür Ruh
Kaşif
Hasan Sabbah ve Alamut anlatısı her okuduğumda aynı etkiyi bırakıyor. Tarihle efsane arasındaki sınırın nasıl hızla eridiğini görüyorum. Fedailer, cennet bahçeleri, mutlak sadakat… Bir yandan dönemin siyasal karmaşasına dair ipuçları veriyor. Diğer yandan insanın inançla güç arasında nasıl sıkışabileceğini düşündürüyor. Bu hikâyede beni en çok çeken, Alamut’un yalnızca bir kale değil. Bir zihnin kurduğu dünya olması. Sabbah’ın gücü, askeri kuvvetten çok insanların hayal gücünü yönlendirmesinde yatıyor gibi. Gerçek ile kurgu birbirine karıştıkça Alamut efsanesi bugüne kadar canlı kalıyor.