Deniz_Paşa
Ahmet Altan gönül tahtımdaki yazarlar arasındaki yerini giderek kaybediyor. Aldatmak faciasından sonra belki bildiğimiz Ahmet Altan'a kavuşuruz beklentisi içerisinde bu kitabı alıp okumaya başladım. Nedendir bilinmez beklentiler ne kadar büyük olursa hayalkırıklığı da o denli büyük oluyor maalesef. Yazar kendi uslubunu terketmiş durumda. Eski kitaplarına baktığımızda bizi sarıp sarmalayan ve okuyup bitirdikten sonra bile etkisinde bırakan bir hikayeyi o akıcı uslubuyla beynimize kazırdı. Bu kitap ise belli bir noktadan sonra hep aynı şeyler etrafında dönüp dolaşıyor. Aşkın büyüklüğü anlatmak isteniyor belki ama kahramanların yaşadığı aşk da ne tuhaf bir aşktır bilinmez. Biri diğerin kızıyor başkasının koynuna koşuyor diğeri de hakeza. Yanılıyor muyum bilmiyorum ama bu tür şeyleri gözümüzde bir sıradanlaştırma çabası var sanki bazı yazarlarda. Toplum ve aile yaşantımıza tamamen ters olan bu durum bir çok kitap ve makalede karşıma çıkıyor. Mesela çok okunan bir kadın yazarımız gençlik yıllarında iken daha da meşhur olan ve de evli olan bir yazarla yaptığı kaçamakları köşesinde futursuzca anlatabiliyor. Yine kitapları çok satan bir başka hanım hanımcık yazarımız küçük kızına aşkım diyen erkek arkadaşının ve ona canım benim diyen küçücük kızının hikayesini gururla TV'de anlatabiliyor. Bu kitapta da bu işleniyor sanki. Birisini deli gibi severken başkaları ile de delice sevişmenin sıradanlığı. Ruhum sana aittir ama bedenime karışma. Yazdıkalarımdan aşka karşı olduğum anlaşılmasın sakın. Ben aşka aşık olanlardanım ama bu anlatılan aşk olamaz bence. Yazar hakkındaki aşk ve kadınları en iyi anlatan falan fistan gibi tanımlamaın etkisinden mi bilmem yazar kısıtlıyor kendini sanki. Kılıç Yarası Gibi ve Tehlikeli Masallar'la kalbimi fetheden ve ne yazarsa okurum diye düşündürten Ahmet Altan Aldatmak'la bu düşüncemi sekteye uğrattı, bu romanıyla da iflas ettirdi. Kitap ismiyle müsemma bir şekilde okurken çok uzun ve sıradan geceler yaşattı bana. Galiba artık aşkı anlatayım derken hikayeyi unutuyor.