walden
Kitapkurdu
Boşanma sonrası arafta kalan iki çocuğun, Bengi ile Gün’ün hikâyesi. Nezihe Meriç’in romanıyla birlikte yazar olma düşleri kuran Bengi’nin yazdıklarını da okuyoruz. “Siyasi mağlup” bir baba. İş hayatında da mağlup. Alkole sığınmış. Ve “güzel yaşamak” isteyen bir anne: “Ben parayla kurulabilecek, bence makbul olan bir biçimde yaşamak istiyorum. Dünyayı dolaşmak, ülkeler görmek, İngilizcemi ilerletmek, çocuklarımı iyi okutmak, konserler izlemek istiyorum.” Gelgelelim anne çocuklara babanın bakacağını düşünür, eve gelmez; baba da “inat” yapar, gelmez. Durumu gören anne kendi babasına giderek yardım ister. Çocuklar artık dede ile büyüyeceklerdir. Ve romana dede ile dedenin kırk yıllık büyük aşkı, Gülperi Hanım, girerler. Güzel bir hikâyeleri vardır. Hikâyeleri romandaki ağır hüznü de dengeliyor. Roman da güzel. Bengi’nin annesine “yüklenmesini”, onu suçlu bulmasını anıştıran bölümlerdeki “yan tutmayı” saymazsak kusuru yok gibi. Hayır, yan tutan Bengi değil zaten: Nezihe Meriç.