GÜNAY TAŞ
Hamsun (1899) ve Andersen (1841) 58 yıl arayla büyülü “Asya”ya, “modern”, “ileri” Hristiyan dünyası dışında bir dünyaya, Türk dünyasına, adım atmanın tüm heyecanı ve önyargısıyla Osmanlı topraklarına geliyorlar. Hamsun İstanbul’u anlatıyor, Andersen ise İzmir'le başlıyor, İstanbul’da bitiriyor. Her iki yazarın da muhteşem dil kullanımı ve anlatım zenginliği nedeniyle kitabı elinizden bırakamıyorsunuz; adeta bütün manzaralar ve karakterler kanlı canlı bir şekilde çevrenizi sarıyor; Abdülhamit dönüp yazara baktığında, adeta biz de padişahla göz göze geliyoruz. (Bu noktada çevirmene sonsuz saygılar sunmak gerekli: AI’sız dünyanın harikulade insanları.) Bu iki yazar çocukluğunuza dair bilmediğiniz anıları size anlatan, yıllar sonra çıkıp gelmiş eski aile dostları gibi bize ülkemizi, insanlarını ve halihazırda aklımıza takılan pek çok tarihsel soruya ilişkin olan biteni çok dostça ve sevgiyle anlatıyor. Yine de şairane Andersen'dense, ironik anlatımlı muzip Hamsun kısmını daha çok sevdim.