faik çelik
Kitapkurdu
Kurgusuyla, tanımlamalarıyla, ayrıntıların iletilmesindeki kıvraklığıyla, zekice göndermeleriyle ve kolayca ve keyifle okunmasıyla çok beğendim bu yarı kurgu-yarı gerçek romanı. Yazar günümüz ile yüzyıl, hatta yüzyıllar öncesine çok güzel geçişler yaparak Galata ve çevresini ana eksene oturtup bir İstanbul fotoğrafı çekiyor. Yakın geçmişte dolaşırken şimdi olmayan bir çok yer veya şeyin (örneğin Haliç Unkapanı’ndaki su fıskiyesi) hatırlatılması gibi güzel sürprizlerle karşılaşıyorsunuz. Kitabı okuyunca sadece Galata’yı değil tüm İstanbul’u gezdiğinizi hissedeceksiniz. İnsanın kendisiyle en çok göz göze geldiği yerin bir berber koltuğu olduğundan, madem her koyun kendi bacağından asılacak bırakılsın da her bacak kendi patikasını kendi seçsin felsefesine kadar etkileyici çok sayıda saptama kitaba derinlik katıyor. Öneririm.