gnlcntrk
Kitapkurdu
Şiddet, hangi biçimde üretilirse üretilsin yalnızca maruz kalan kişiyi değil; bütün toplumu içine alan bir sarmal yaratıyor. İstisnası olmayan bu yıkıcılık, küçük bir kız çocuğunun dramı üzerinden anlatılıyor. Seurat, şiddeti doğrudan anlatmıyor. Ne bir tokat ne de bir tekme sahnesi var satırlarda. Ancak metnin dili öylesine ustalıkla kurulmuş ki, sayfaları çevirdikçe iliklerime kadar dayak yedim. Bu sessizlik ve dolaylılık, romanın etkisini katbekat artırıyor. "Sakar" yalnızca 109 sayfalık kısacık bir metin. Fakat farklı karakterlerin gözünden aktarılanlarla zihinde onlarca soru ve duygu çarpışmasına yol açıyor. Diana’nın sesi, susturulmuş olsa da okurun zihninde yankılanmaya devam ediyor. Seurat, bu romanıyla bize şiddetin sadece “fail” ve “mağdur” arasında kalmadığını, toplumsal suskunlukla büyüyüp yayıldığını gösteriyor. Sonuç olarak Sakar, şiddetin görünmez yüzünü, toplumsal kayıtsızlığı ve bir çocuğun masumiyetinin nasıl yok edildiğini tokat gibi hissettiren bir roman