ilkay coşkun
Kitapkurdu
Bir kitabın havasını kokladım ve yazayım istedim. “Her esinti yüzümüze dokunuyor; havanın ezgileri bizi dansa kaldırıyor sanki. “İlkay Coşkun daha kitabın başında havasına sokuyor bizi. Nisan yağmurunu yutan bir yılanın ağzındaki damlanın ya zehre ya da şifaya dönüşebileceğini anlatır okuduklarından, bildiklerinden; gür yağmurlar üzerine konuşurken. ‎Önce gönlün havası mı değişir dersiniz, yoksa esen rüzgârlar mı değiştirir bizi? Ya beklediğimiz hava bizi yarı yolda bırakırsa? Yüzyıllardır insanlar, doğanın işaretlerine bakarak yaşamlarını biçimlendirmiştir ya, örnekler vererek anlatır Coşkun. “Kavağın yaprağı aşağıdan dökülürse kış çok olur.”, “Koç ayında soğuk sert olursa, kış uzun sürer.”, “Keçinin pöçü havadaysa yağmaz; aşağıdaysa mutlaka yağar.” Cırcır böceklerinin sesinden, serçelerin yere çöküşüne kadar nice küçük belirtiye anlam yüklenmiştir. Bir bir gösterir olan biteni böyle kitabında. ‎Ben, bilmediklerimi öğrendim. Keyifli değil mi ne dersiniz? Emine Türker Özgen