Deniz Özbektürk
Hezarfen
Bukalemunlar Kitabı bana, insanın geçmişiyle kurduğu ilişkinin ne kadar kırılgan ve oynanabilir olduğunu düşündürüyor. Félix Ventura’nın “geçmiş satması” ilk bakışta tuhaf bir fikir gibi görünse de, aslında çoğumuzun içten içe yaptığı bir şeyi sembolize ediyor: Hatıralarımızı yeniden yorumlamak, bazılarını parlatmak, bazılarını bilinçli olarak unutmak. Kitabı güçlü kılan şey, kimliğin sabit değil, bukalemun gibi çevreye göre renk değiştiren bir şey olarak ele alınması. İnsanlar, oldukları kişiden çok, olmak istedikleri kişiye tutunuyor. Bu da romanı sadece politik ya da toplumsal bir anlatı olmaktan çıkarıp, derin bir psikolojik sorgulamaya dönüştürüyor. Bu yönüyle, senin sevdiğin insan psikolojisi temasıyla oldukça örtüşüyor. Anlatıcının bir geko olması ise bana göre kitabın en çarpıcı hamlelerinden biri. Bu tercih, olaylara mesafeli ama bilge bir bakış kazandırıyor; sanki insanın kendine bile itiraf edemediği gerçekleri, en sakin sesle bir hayvan söylüyormuş gibi...