sevvallsirin
Bilge
Ahmet Mithat Efendi’nin Hâce-i Evvel lakabının hakkını verdiği eserde iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kitap, 19. yüzyıl İstanbul’unun ışıltılı ama bir o kadar karanlık Beyoğlu sokaklarında, henüz 17 yaşındaki Kalyopi’nin düşüşünü ve küllerinden doğuşunu anlatıyor. Beni en etkileyen, yazarın dönemin ahlakçı kalıplarını yıkarak düşmüş kadın figürüne karşı sergilediği devrimci tutum oldu. Lütfi Bey üzerinden verilen eğitimle rehabilitasyon mesajı, bugünün perspektifinden bakınca biraz didaktik gelebilir ama döneminin şartları düşünüldüğünde muazzam cesaret örneği. Yazarın araya girip okuyucuyla sohbet etmesi, sanki bir kahvehanede meddah dinliyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Kalyopi’nin sadece bir mağdur değil, aynı zamanda öğrenmeye ve değişime aç bir birey olarak çizilmesi eseri zamansız kılmış. Toplumsal önyargıları sorgulatan, kalemini şefkatle kullanan bu 'tezli roman', Türk edebiyatındaki kadın temsilinin köklerini anlamak isteyen herkesin kütüphanesinde olmalı.