sevvallsirin
Bilge
Halid Ziya denince akla gelen o devasa, trajik romanların gölgesinden sıyrılıp 'Bir Sevda Hikayesi'ne sığınmak, bir fırtınadan çıkıp loş ve huzurlu bir odaya girmek gibi. Kitapta özellikle 'Altın Nine' öyküsü, yazarın o bildiğimiz melankolisini bu kez çok daha şefkatli ve insani bir yerden sunuyor. Karakterlerin iç dünyası o kadar titiz işlenmiş ki, 1900’lerin başındaki bir İstanbul evinin ahşap gıcırtısını ve o eski zaman hüzünlerini yanı başınızda hissediyorsunuz. Uşaklıgil’in ustalığı burada saklı: Büyük felaketler yerine, gündelik hayatın içindeki sessiz vedaları ve küçük mutlulukları 'modern birer destan' gibi anlatıyor. Realizmin soğukluğu, yazarın şiirsel diliyle birleşince ortaya hem sahici hem de büyüleyici bir atmosfer çıkmış. Bu eser sadece bir hikâye seçkisi değil; zamanın elimizden kayıp gidişine, yaşlılığa ve köklere dair yazılmış sessiz bir ağıt niteliğinde. Modern öykücülüğümüzün neden bu temeller üzerine yükseldiğini anlamak için muazzam bir durak.