sevvallsirin
Bilge
Mehmed Rauf, Menekşe ile okuru bir kez daha 'ruhun labirentlerine' davet ediyor. Eseri okurken Hüseyin Bülend’in şahsında, insanın elindekine yabancılaşmasını ve hep 'başka bir yerde' olan mutluluğu arayışını iliklerime kadar hissettim. Romanın en çarpıcı yanı, sadece 60-70 sayfada devasa bir melankoli atmosferi kurabilmesi. Bülend’in mektuplar üzerinden inşa ettiği o hayali aşk, aslında gerçeklikten kaçmak isteyen her insanın sığındığı bir liman gibi. Yazar, 'Violet' imgesiyle hem Batılı bir modernizmi hem de ulaşılamayanın verdiği o tatlı acıyı çok naif işlemiş. Eylül kadar ağır olmasa da, psikolojik tahlillerin keskinliği bakımından ondan aşağı kalmıyor. Özellikle mektup tekniğinin kullanımı, hikâyeyi bir 'itirafname' havasına sokmuş. Eğer insanın kendi içindeki o bitmek bilmeyen hayal-hakikat çatışmasını ve yalnızlığını bir aynada izlemek isterseniz, Menekşe tam o ayna. Kısa ama etkisi günlerce süren, hüzünlü bir sonbahar akşamı gibi...