Deniz Özbektürk
Hezarfen
Namaz Psikolojisi kitabını okurken beni en çok etkileyen şey, yazarın namazı sadece ritüel bir ibadet olarak değil, insanın iç dünyasıyla kurduğu bir diyalog, farkındalık pratiği ve varoluşsal bir alan olarak ele almasıydı. Bu kitabı okurken namazı yeniden düşündüm. Sadece yerine getirilmesi gereken bir ibadet değil; insanın kendine döndüğü, zihnini susturduğu, ruhunu toparladığı bir iç yolculuk gibi… Ayakta durmak, eğilmek, secdeye varmak… Her hareket, insanın iç dünyasında bir kapı aralıyor. Namaz, bana göre bu haliyle bir farkındalık pratiği; insanın dağılan duygularını yeniden merkeze çağıran sessiz bir davet. Senai Demirci, namazı psikolojiyle buluştururken şunu hissettiriyor: Daha “iyi görünmek” için değil, daha insan kalabilmek için duruyoruz huzurda. Bazı satırları ağır, bazı cümleleri derin… Ama tam da bu yüzden, aceleye gelmeyen bir okuma istiyor. Namazın, ruhun kendini onardığı bir durak olabileceğini hatırlatan bir kitap.