Deniz Özbektürk
Hezarfen
Kitap, Dazai’nin kırılgan ruhunu en sarsıcı hâliyle hissettirir. Bir sanatoryumda geçen hikâye, kapalı bir mekândan çok, insanın kendi içine kapandığı bir dünyayı anlatır. Hastalık burada sadece bedensel değil; umutla umutsuzluk arasına sıkışmış bir ruh hâlinin adı. Dazai’nin karakterleri yüksek sesle konuşmaz; fısıldarlar. Ama o fısıltılar, insanın içini beklenmedik bir ağırlıkla doldurur. Yaşama tutunma isteğiyle, “bırakma” arzusu aynı cümlede yan yana durur. Pandora’nın kutusu açıldığında dünyaya yayılan kötülükler gibi, bu kitapta da acı, yalnızlık ve korku satır aralarından taşar. Dazai kutunun dibinde umut bırakır; kırılgan, sessiz, kolayca incinebilen bir umut. Bazı insanlar iyileşmek istemez, sadece anlaşılmak ister. Pandora’nın Kutusu tam da bunu yapıyor; okurunu iyileştirmeye çalışmadan, onun yanında sessizce oturuyor. Yorulduğunda yalnızlığa çekilen okurlar için, bu kitap bir kaçış değil, bir yüzleşme. İnsan psikolojisinin karanlık ve dürüst tarafını okumak isteyenler için.