Deniz Özbektürk
Hezarfen
Fesleğen Sokağı bana, hızla akan hayatın içinde unuttuğumuz o eski mahalle hissini hatırlattı. Kapıların kilitlenmediği, insanların birbirinin hâlinden sessizce anladığı zamanları… Kitabı okurken olaylardan çok duyguların ön planda olduğunu hissettim. Büyük çatışmalar yok belki ama küçük iyiliklerin insanı nasıl onardığı var. Hikâyeler sade; fakat bu sadelik bir eksiklik değil, bilakis bir davet. “Dur ve bak” diyor. Bir tebessümün, bir selamın, bir paylaşmanın kalpte nasıl iz bıraktığını usulca anlatıyor. Özellikle yorulduğum anlarda, yalnızlığın beni toparladığı zamanlara benzer bir sakinlik verdi bana. Okurken insanın iç sesi yavaşlıyor. Didaktik olmadan öğreten, bağırmadan hatırlatan bir dili var. Bence Fesleğen Sokağı, karmaşık duyguların değil; temiz niyetlerin kitabı. Büyük laflar etmiyor ama küçük cümlelerle kalbe dokunuyor. Kimi zaman bir fesleğen kokusu gibi… Geçip gidiyor ama ardından huzurlu bir his bırakıyor.