Deniz Özbektürk
Hezarfen
Uçan Sınıf’ı okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil, çocukluğumun bir köşesinde buldum. Kitap bana, büyümenin sandığımız kadar hızlı değil; aksine küçük kırılmalarla, sessiz sevinçlerle ve en çok da arkadaşlıkla şekillendiğini hatırlattı. Anlatılan okul hayatı süslü değil, gerçek. Kahramanlar kusurlu, bazen kırgın ama içten. Bu yüzden onlara uzaktan bakmıyorsun; yanlarında yürüyorsun. Özellikle yalnızlık hissinin satır aralarında bu kadar sakin ama derin verilmesi beni çok etkiledi. Bazen kalabalığın içinde bile insanın ne kadar yalnız olabildiğini, ama doğru bir dostla bunun nasıl hafiflediğini çok güzel anlatıyor. Kitapta en sevdiğim şey, umutlu olmayı bağırmadan öğretmesi. Büyük cümleler yok, ders verme çabası yok; ama sayfalar ilerledikçe insanın içi yumuşuyor. Belki de bu yüzden çocuklar için yazılmış olsa da yetişkinlerin daha çok anlayacağı bir kitap. Bazı kitaplar büyümeyi anlatır, bazıları ise büyürken kaybettiklerimizi hatırlatır. Bu ikincisinden. Sessiz, sıcak ve içten.