Tubik
Kaşif
Budala, iyiliğin bu dünyada neye mal olduğunu anlatan bir roman. Prens Mışkin “iyi” olduğu için değil, bu dünyaya fazla temiz geldiği için yeniliyor. Onu budala yapan akılsızlığı değil; merhameti, dürüstlüğü ve kimseyi feda edememesi. Nastasya Filippovna ise bu romanın en can yakan yarası. Sevilmek istiyor ama sevilmeye layık olduğuna inanamıyor. Kendini affedemediği için mutluluğu da kabul edemiyor. Onun acısı, roman boyunca içimde ağır ağır büyüdü. Dostoyevski’nin sorduğu soru çok sert: “Gerçekten iyi bir insan, bu dünyada yaşayabilir mi?” Cevap rahatlatıcı değil. Kitabı bitirdiğimde üzüldüm ama pişman olmadım. Çünkü Budala, insanı teselli etmek için değil, uyandırmak için yazılmış. “İnsan, acıya alışabilir; ama merhamete alışamaz.” “Güzellik dünyayı kurtaracak.” Bu roman bana şunu hissettirdi: İyilik çoğu zaman kazanmaz, ama yine de vazgeçilmezdir.