93erhan
Hezarfen
Livaneli’nin birçok eserini okumuş biri olarak, Eliya ile Yolculuk kitabındaki "siyah Türkler" ifadesi ve büründüğü ucuz şovenizm beni yazardan soğutmuştu. Ancak hayatın siyah-beyaz kategorilere sığmayacak kadar esnek olduğunu fark edince, insanların sözlerinden ziyade amaçlarına odaklanarak Kaplanın Sırtında kitabına bir şans verdim. Roman, 31 Mart Vakası sonrası Selanik’teki Alatini Köşkü’ne sürgün edilen II. Abdülhamid’in hikâyesini konu alıyor. Kurgu, Sultan’ın doktorluğunu yapan İttihatçı Dr. Atıf’ın anıları üzerinden şekilleniyor. Görevi gereği her gün köşke giden Atıf, Abdülhamid ile kurduğu diyaloglar sonucu devrik Sultana hak vermeye başlar. Abdülhamid; istibdat süreci, hafiye teşkilatı ve Avrupa hayranlığı gibi konuları kendi perspektifinden doktora aktarır. Akıcı bir dille yazılan bu eser, hayatın grinin tonlarından ibaret olduğunu kanıtlıyor. İyi-kötü, kahraman-hain gibi keskin ayrımların sanal sınırlardan ibaret olduğunu görmek adına bu romanı mutlaka okumanızı öneririm.