murat_tprkk
Kitapkurdu
Steinbeck, dönemin sınıfsal farklarını, ekonomik sorunlarını, göçü ve adaletsizliği Joad ailesi üzerinden dile getiriyor. Toprak için, yaşamak için direnen bu insanların öyküsünü tematik olarak okuyor olsak da, perdenin görünmeyen kısmında asıl olarak yaşama tutunuşlarını ve birlik içinde gösterdikleri dayanma gücünü görüyoruz. Roman boyunca devam eden acılar ve zorluklar —bir nevi gazap— bireysel olmaktan çıkarak toplumsal bir acının temsiline dönüşürken, hayali kurulan üzüm bağlarının, aslında bir ailenin trajedisine işaret ettiğini kitabın adında dahi sezdirdiğini düşünüyorum. Bir insanın, hatta bir topluluğun hayalini kurduğu şey; ona ulaşma arzusu ve sonunda yaşadığı hayal kırıklıklarıyla birlikte okunmalıdır. Kitapta işlenen tema bana Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üstünde romanını hatırlattı nedense. Mekân değişse de kader değişmiyor: Ezilen, hor görülen, toprağından koparılan insan her yerde var olmaya devam ediyor. Ha Çukurova sıcağında, ha Oklahoma ayazında…