Deniz Özbektürk
Hezarfen
Bu kitabı okurken insanın içini en çok acıtan şey, anlatılanların yabancı gelmemesi. Martha’nın kederi abartılı ya da dramatik değil; tam tersine çok tanıdık, çok gündelik. Bu yüzden okur olarak onu yargılamak yerine sessizce yanında durmak istiyorsun. Meg Mason, mutluluğu ulaşılması gereken bir hedef gibi değil, bazen yanından sessizce geçip giden bir hâl olarak anlatıyor. Yazar herkesin toparlanmasını, güçlü olmasını, normale dönmesini bekleyen bir dünyada; bazı insanların sadece hayatta kalmaya çalıştığını dürüstçe gösteriyor. Martha’nın ilişkilerindeki kırılganlık, sevmenin her zaman iyileştirici olmadığını ama vazgeçilmez olduğunu hissettiriyor. Bu roman bana şunu düşündürdü: Mutluluk, kederin yokluğu değil. Bazen ikisi aynı anda var olabiliyor. Ve insan, her şeyi düzeltemese bile kendini anlamaya yaklaştığında bir tür huzur bulabiliyor. Keder ve Mutluluk, sessiz, derin ve kalbe dokunan; özellikle duygusal yorgunluk yaşayan okurlar için çok anlamlı bir kitap.