Ömer Faruk İnceler
Üstat
Vicdanla yazılmış bir hayat.. Mustafa Bey’in yaptığı şey sadece kitap taşımak değildi. O, bilgiyle insan arasındaki mesafeyi kapatmayı dert edinmiş bir adamdı. Eşeğiyle köy köy dolaşırken sırtında taşıdığı yük umuttu, inançtı, okumak herkesin hakkıdır cümlesinin ispatıydı. Bugün bile birçok insanın cesaret edemeyeceği bir fedakârlığı hiçbir alkış beklemeden yapmış olması beni çok etkiledi. En çok da hikâyenin sonu canımı yaktı. Onca emeğin ardından gelen talihsiz emeklilik, beni ciddi manada kırdı. İnsan ister istemez soruyor, Bu kadarcık mıydı karşılığı? Mustafa Bey’in azmi, bir sistemin soğuk duvarlarına çarpıp kenara mı bırakılmalıydı? Kitabı bittiğinde hayranlıkla birlikte bir burukluk da kaldı içimde. Çünkü bazen en büyük hizmetler en sessiz insanların omuzlarında yükseliyor ve ne yazık ki en az onlar hatırlanıyor. İşin sonunda Eşekli Kütüphaneci vicdanın, umudun ve emeğin gerçek hali olarak bende çoktan yerini aldı. İnsanı yoran yük değil, görülmeyen emektir.