Mediha Akyürek
Kaşif
Hepimiz belki de bir bahçıvanızdır... Kitap sondan başlıyor. Yani sonunu bildiğimiz, acaba sonu ne olacak demediğimiz türden bir anlatı. Roman olarak geçse de, daha çok anı türünde. Peki güzel miydi? Kesinlikle evet. Ölümden konuşmaktan hep kaçınırız. Acı bulunduğu yeri kavurur... Kendimize ise, ölümü hiç mi hiç yakıştırmayız. Hiçbir yarına sığdıramayız ölüm tarihimizi. Saatin hiçbir hali ölüm saatimize dair bir işaret vermez. Fakat son belli...Kitap da bu sondan bir önceki süreçten başlayarak, vefat eden babasını ve onun bahçesini anlatıyor. Ölümü anmak, bizi yaşamanın verdiği sisli histen uyandırır. "Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz – a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da – babam hayattayken. Ya da – iki yıl sonra... Kızım doğduktan sonra da böyle olmuştu. Dünya aniden ikiye bölünmüştü – yeni (çocuğa ait) çağdan önce ve sonra."