Eda çelik
Kaşif
Kitabın sonuna doğru yavaş yavaş kurulan o felsefi altyapı başlarda anlaşılmıyor, MUMLAR SONUNA KADAR YANAR, ne alaka bağlantı kurmaya çalışıyorsun ama bu aslında bir kitap adı değil anlık bir farkediş,durummuş. Hesaplaşmada yemek masasının bir savaş alanına çevrilmesi, sorgulayıcının general kimliği (yazarın seçimi) bu kurgu merkezine tam oturuyor,masada boş sandalye olması düzeni bile geçmişin aslında hiç geçmediğinin,sadece ertelenmiş olduğunun görsel bir kanıtı olabilir. Okumaya devam etmem gerektiğini biliyordum daha da artan hararetli sohbetler ve kitabın sonuna yaklaşıldığının habercisi olan her sona bağlama cümlesi ama yeniden açılan dialoglar su gibi akıyor.Büyük bir kısmı monologlar halinde geçiyor,arkadaşı cevap vermeyi reddiyor aslında bu “pasif saldırganlık” o yüzden Henrik konuşmaya devam ettikçe ediyor bu suskunluk da Henrik’e o çok istediği kapanışı vermiyor.O yüzden bu kitap 1000 sayfada olurdu. Şahsen ben zaten 1000 sayfa okumuşum kadar uzun zamanda bitirdim.