İzzet Can Bezircioğlu
Üstat
Jean-Louis Fournier, Kuzeyli Annem’de annelerle ilgili anlatılara yerleşmiş duygusal refleksleri bilinçli olarak geride bırakıyor. Anlatı duyguyu yükseltmiyor, dramatize etmiyor, okurdan acıma beklemiyor. Fournier her şeyi olduğu gibi bırakıyor. Bu mesafe metni soğutmuyor; aksine, kitabın en güçlü dürüstlük alanını kuruyor. Bu mesafeli anlatı, kitabın merkezindeki anne figüründe de karşılığını buluyor. “Kuzey” burada sadece bir yön değil; ketum, mesafeli bir karakter hâli. Fournier annesini savunmuyor ya da açıklamıyor; geçmişi yumuşatmıyor, eksikleri kapatmıyor. Bu yüzden kitapta yapay bir duygu yok; okurken insanda kalan şey daha çok saf bir gerçeklik hissi. Kuzeyli Annem duygulandırmak isteyen bir kitap değil. Ama dürüstlüğüyle insanın içinde kalıyor. Fournier bu kitabı annesini savunmak ya da suçlamak için değil; sessiz ve eksik kalan bir ilişkinin gerçeğini saklamadan, olduğu gibi anlatabilmek için yazıyor.