Kübra Çelik
Kitapkurdu
Bazı kitaplar sadece okunmaz, insanın ruhuna nakış gibi işlenir. Madeline Miller, Homeros’un asırlık gölgesinden öyle bir ışık çıkarmış ki; kalkanların gürültüsü arasında atan en insani kalbi, yani Patroklus’un kalbini duyabiliyorsunuz. Kitap boyunca Akhilleus bir güneş gibi parlıyor ama biz o güneşin yakıcılığını değil, Patroklus’un o ışığa olan sessiz ve sarsılmaz bağlılığını izliyoruz. Yazarın dili o kadar imgesel ki, sanki Ege’nin tuzu teninize yapışıyor, zeytin ağaçlarının hışırtısını duyuyorsunuz. Kaderin o kaçınılmaz, soğuk eli her sayfada ensenizde olsa da, yazar bize ölümün bile ayıramadığı bir bağın zarafetini sunmuş. İnsan olmanın, kusurlu olmanın ve sevmenin en saf hali bu sayfalarda gizli. Son sayfayı kapattığımda içimde hem devasa bir boşluk hem de o boşluğu dolduran hüzünlü bir melodi kaldı. Bu bir savaş hikayesi değil; bu, tarihin tozlu raflarından sökülüp alınmış, sonsuzluğa yazılmış bir şarkı. Kesinlikle kütüphanenizin en nadide köşesinde durmayı hak ediyor.