Kübra Çelik
Kitapkurdu
Dili sadece bir iletişim aracı değil, bir milletin hafızası olarak görenler için bu kitap, adeta zamanın ibiğinden süzülüp gelen bir bilgelik hazinesi. Her bir atasözünün donmuş ve kalıplaşmış yapısının ardında atan o canlı, kanlı ve yaşanmış hikayeleri keşfetmek, dilin köklerine doğru yapılan şiirsel bir yolculuk gibi. Yazar, yüzyılların imbiğinden geçerek süzülen o özlü sözleri kuru birer bilgi olmaktan çıkarıp, her birini kanatlı birer öyküye dönüştürmüş. Sayfaları çevirdikçe Anadolu’nun o sağduyulu zekasının, ince mizahının ve derin kederinin yankılarını duyuyorsunuz. Kelimelerin sırtındaki yükü hafifleten, onlara ruh üfleyen bu anlatılar, kültürel mirasımızın nasıl birer mücevher gibi parladığını hatırlatıyor. Geçmişin sesini bugünün yankısıyla buluşturan, her yaştan okurun zihninde taze pencereler açan, kütüphanenin başköşesinde durması gereken bir hayat rehberi. Dilin hafızasına yapılan bu saygı duruşu, kelimelerin sihrine inanan herkesi büyüleyen bir kitap.