Kübra Çelik
Kitapkurdu
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ama etkisinden çıkamazsınız. Bu kitap benim için tam olarak öyleydi. Düşünsenize; bir evin bahçesinde öylece duran, gelip geçerken yüzüne bile bakmadığımız o dilsiz taşlar dile gelse ve bir ailenin en saklı, en sarsıcı gerçeklerini anlatmaya başlasın... Hem de hiç acımadan, olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla. Yazar bizi öyle bir eşiğe getirip bırakıyor ki; bir yandan o taşların bilgeliğine hayran kalıyor, diğer yandan insanın en çaresiz anlarında nasıl "uyum sağladığına" şahitlik ediyorsunuz. Kitapta ne olduğunu anlatmayacağım, çünkü bu hikaye anlatılmaz; o taşların soğukluğu ve anlatımın sıcaklığı arasında bizzat yaşanır. Sadece şunu söyleyebilirim: Bir çocuk, bir aileyi ya tamamen dağıtır ya da birbirine hiç olmadığı kadar mühürler. Peki bu ailede hangisi oluyor? İşte o sır, taşların arasında gizli.