Kübra Çelik
Kitapkurdu
Algernon’a Çiçekler, benim için bir kitaptan çok, insanın varoluşuna dair tutulmuş buz gibi, şeffaf bir hıçkırık. Charlie Gordon’un zihinsel karanlığından sıyrılıp bir dahi oluşunu, sonra da o parıltılı zirveden yavaş yavaş, her şeyin farkında olarak aşağıya süzülüşünü izlemek... Bu, bir insanın kendi cenazesini adım adım izlemesi kadar sarsıcı bir deneyim. Kitabın başındaki o saf, hatalarla dolu ama umutlu cümlelerin, yerini kusursuz bir gramere ve nihayetinde yeniden o derin sessizliğe bırakması, edebiyat tarihinin en trajik kurgularından biri. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim tek şey şuydu: Zeka bir lütuf olabilir ama şefkat ve sevilme ihtiyacı, insanı insan yapan asıl şeymiş. Son sayfayı kapattığımda, Charlie'nin o saf isteğine uyup ben de bir yerlere çiçekler bırakmak istedim. Sadece Algernon için değil, içimizde bir yerlerde sevilmeyi bekleyen o kırılgan çocuk için...