Kübra Çelik
Kitapkurdu
Bazı yazarlar hikaye anlatır, İhsan Oktay Anar ise resmen bir dünya inşa edip anahtarını cebinize koyuyor. Bu kitapta Descartes, Osmanlı bir korsan gemisine binmiş de kaptan köşkünde nargile içiyormuş gibi bir hava var. Rendekar’ın peşinde, haritaların karanlık yerlerinde, lağımcıların ve dilencilerin arasında dolaşırken; bir noktadan sonra 'Ben mi bu kitabı okuyorum, yoksa Uzun İhsan Efendi’nin rüyasında bir figüran mıyım?' diye şüpheye düşüyorsunuz. Anar’ın o kadar detaylı ve yaşayan bir dili var ki, sayfalar arasından üzerinize eski İstanbul’un tütünü ve deniz tuzu siniyor. Eğer gerçek dünyadan biraz sıkıldıysanız ve 'akıl ile hayal' arasındaki o ince puslu çizgide kaybolmak istiyorsanız, bu atlası yanınıza almadan yola çıkmayın. Ama dikkat edin; bittiğinde gerçek dünya size biraz fazla düz, fazla sıkıcı ve fazla 'parlak' gelebilir!