Zahide Akkuş
Üstat
Hiçbir şeyi önemsemeyen; güneşin parlaklığından ve yakıcı sıcağından tanık olduğu iyi-kötü tüm olaylardan daha fazla etkilenen Meursault’nun öyküsünü okurken, onun her şeye karşı kayıtsızlığı, her şeye yabancı oluşu şaşırtıcı, hatta zaman zaman sinir bozucu bir hâl alıyor. Bu “hiçbir şeyin anlamı olmadığı” düşüncesinin Albert Camus’nun saçma (absürd) felsefesine dayandığını öğrenmek, hem kitabın hem de karakterin anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Ancak her şeyin anlamsız olduğu fikri bana oldukça sıkıcı geldi; siz de kitabı okuyarak bu felsefeye dair kendi değerlendirmenizi yapabilirsiniz. Kısa bir kitap, karakterin umursamazlığı dışında akıcı ilerleyen bir kitap.