bilge_dgr
Üstat
Bu romanı okurken sürekli şunu hissediyorum: İnsanlar kötü mü, yoksa sistem mi insanları kötü yapıyor? Meryem’e kızamıyorsun. Cemal’e kızamıyorsun. İrfan’a bile tam kızamıyorsun. Çünkü Livaneli karakter yazmıyor aslında. Türkiye’yi yazıyor. Bu kitapta mutluluk, ne aşk, ne para, ne özgürlük. Mutluluk burada şudur: İnsanın kendi vicdanıyla baş başa kalabilmesi. Ve romanın en güçlü tarafı şu: Kimse kahraman değil. Kimse tamamen suçlu da değil. En çok hoşuma giden şey? Yol hikâyesi gibi başlıyor, ama yol fiziksel değil. Herkes kendi içinden geçiyor. Okurken insan şunu fark ediyor: Bizim toplumda “mutlu olmak” diye bir hedef yok. “Doğru olmak”, “namuslu olmak”, “el alem ne der” var. Mutluluk kimsenin umurunda değil. Bu yüzden kitap bittikten sonra insanda hafif bir huzur değil, hafif bir sarsıntı kalıyor. Beğendim mi? Evet. Çünkü etkiledi. Sevdim mi? O kadar değil. Çünkü ağır. Ama iyi roman zaten böyledir. Seni konforlu bırakmaz.