Kübra Çelik
Kitapkurdu
Mai ve Siyah, aslında hepimizin o bitmek bilmeyen "bir gün her şey harika olacak" yanılsamasına indirilmiş en kibar ama en sert darbedir. Kitabı okurken Ahmet Cemil’e hem çok kızdım hem de onun o çocuksu naifliğinde kendimi buldum. Adamın bütün hayatı, Haliç’in kıyısında hayallere daldığı o meşhur "mavi" geceyle, her şeyini kaybedip karanlığa gömüldüğü o "siyah" gece arasında sönüp gidiyor. Beni en çok sarsan şey, Ahmet Cemil’in o meşhur şiirini bitirdiğinde dünyanın değişeceğini sanmasıydı; ama dünya onun şiiriyle zerre ilgilenmedi. Halit Ziya, "Hayat senin büyük ideallerini, sanatsal kaygılarını ya da nazik ruhunu umursamaz; gelir ve üstünden geçer," diyor resmen. O pırıltılı mavi hayallerin yerini adım adım geçim derdine, aile trajedilerine ve en sonunda o simsiyah yalnızlığa bırakışını izlemek gerçekten insanın içini eziyor.