guraba_
Kaşif
"Ar, namus şişesini taşa çaldım, kime ne?" der şair. Ömer Faruk abi de: "yârin hatırına dil dağını delen ferhat benim" der ve sonrasında da demese de: Gâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi Gâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni" kısmına yani hakikate erer. İşte bu kitapta da o hakikat yolculuğu için "yolcu" dediği varlığın yolcu olmasının gereklerinden ve duruşundan bahsetmekte. Ve kitap "yolcu"yu tasvir ve tahlil ederken size de kendinizi sorgulatıyor: "Yolcu musun?" Evet, tam da bu: "Yolcu musun?" Bu "yolcu" sıfatını da bütün sıfatların önüne alıyor da yalnızca hakikati bulmak isteyenlere hasrediyor Ömer Faruk ağabey. Sonrasında kitaptan da şunu anlıyorsunuz ki: Hakikate yolcu olmak bütün kalıpları kırmayı gerektiriyor. Ki biz bunu da Ömer Faruk abinin kitabındaki üslubundan anlayabiliyoruz. Ne diyelim; Allah bizi yolculardan ede, burjuva'nın şerrinden de emin eyleye, âmin.