Emel  Keleş
Kitapkurdu
Geçmiş zaman deyin Marai’ye. Geçip gitmiş, ama kapının kolunda elinin titreyişini bırakmış biri var deyin. Deyin ki söylenmemiş sözler var, kolu kırık hatıralar hem sonra. Sanki daha az yara alabilirmişiz gibi sığındığımız yalanlar koyun önüne. Eski zamanın içinde kollarını kendine dolayıp kıvrılmış yatan küçücük bir an verin ona. Loş, kasvetli evlerin içinde mayalanıp şişmiş iç acılarını sezdirin. Hafızanın oyuklarında dolanıp duran bir suretten bahsedin ona ve duvarda, indirilmiş bir fotoğraftan arda kalan o beyaz boşluğu işaret edin. Geriye kalanın ağıdını yaz deyin Marai’ye. Yaptığı budur. Ve çok az yazar onun gibi, kelimeleri ipe dizer gibi acele etmeden dizip, okurunu o ipin üstünde bir merak ve gerilimle yürümeye bu kadar hevesli kılabilir.