Serpil Kılıç
Üstat
“Merhamet”i okurken anladım ki bazı yaralar bağırmaz, sadece sessizce şekil değiştirir. Toni Morrison, 17. yüzyılın sert toprağında birkaç insanın hikâyesini anlatırken aslında bir dünyanın nasıl kurulduğunu gösteriyor. Florens’in sevgiye tutunma çabası, annesinin onu bırakırken içinden kopan sessiz fırtına… Hepsi şunu düşündürüyor: Merhamet gerçekten kurtarmak mıdır, yoksa bazen vazgeçmek mi? Bu kitapta kimse bütünüyle masum değil, kimse bütünüyle suçlu değil. Güç, korku ve ait olma ihtiyacı birbirine dolanmış durumda. Morrison’un dili ise cam gibi; berrak ama keskin. Okudukça insanın kalbine küçük çizikler atıyor. “Merhamet” bana şunu bıraktı: "Sevgi her zaman özgürleştirmez. Bazen zinciri yumuşatır sadece. Ve bazı anneler çocuklarını bırakırken değil, tam da o anda en büyük sevgiyi gösterir.”