Muzosist
Üstat
Delirmeler Sarayı, Güray Süngü’nün okuru konfor alanından çıkaran metinlerinden biri. Roman, bir mekândan çok bir hâli anlatıyor: zihnin, hatıranın ve gerçekliğin iç içe geçtiği bir delirme eşiğini. Karakterler sanki aynı sarayın farklı odalarında dolaşıyor; her biri kendi geçmişiyle, suskunluğuyla ve yarım kalmışlığıyla yüzleşiyor. Süngü’nün dili yer yer ironik, yer yer ağır ama bilinçli bir dağınıklık taşıyor. Okurdan hız değil dikkat istiyor; olaydan çok düşünceye, sonuçtan çok soruya yaslanıyor. Bu yüzden Delirmeler Sarayı bir “hikâye anlatmaktan” ziyade, okuru düşünmeye davet eden bir metin. Süngü, bu romanı için "en iyi romanım" demiş. İyi mi kesinlikle çok iyi bir metin, ama en iyisi mi, bu konuda tüm Güray Süngü külliyatını okuyan bir okur olarak en iyi romanı olduğunu düşünmüyorum. Ben halen "İbrahim'in Kaybettiğini Bulmasıdır" kitabındayım. Yazara, güzellikler dilerim yazın hayatında. Okuyunuz efendim.
ŞMRK
ŞMRK 17 Şubat 2026
Yorumunuzu çok beğendim. Güray Süngü'nün adını aratınca bu romanı şimdi gördüm. Haberim yoktu. benim favorim de Düş Kesiği... Ama romanlarını defalarca okudum. Güray Süngü bunaldığım zaman camı açıp nefes alıyormuşum gibi hissettiriyor. Acıyı dalgaya alan üslubundan dolayı olabilir. Bu romanda da aynı üslup var mı merak ettim.