ceydaaozeen
Kaşif
Kırılganlığın dilini bilen bir kitap bu; acıyı saklamadan, ama onu bir sığınak gibi de büyütmeden konuşuyor. Kaur’un dizeleri, suskunlukla konuşma arasında asılı bir nefes gibi; her satır, içe doğru atılmış küçük bir adım. Sade sözcükler, derin yaralara değdiğinde yankı çoğalıyor; anneyle kurulan bağ, bedenin hatırası ve sevmenin sınırları, kısa cümlelerin içine sığmayacak kadar geniş hissediliyor. Metne eşlik eden çizimler, şiirin söylemediklerini usulca tamamlayarak okuru metnin beyaz boşluklarında dolaştırıyor. Kitap ilerledikçe karanlık bir odanın perdesi aralanır gibi, ayrılığın sert ışığı yerini iyileşmenin yumuşak gölgesine bırakıyor. “Süt” ile “bal” arasındaki gerilim, yaradan damlayan acıyla şifanın dinginliğini aynı kapta tutuyor. Bu şiirler, gösterişsiz bir cesaretin kaydı: insanın kendine dönmeyi öğrenmesi, kırıldığını inkâr etmeden onarması.