UFUK KARACA
Dertsiz, tasasız ve rahat bir yaşam sürerken, giderek duyarsızlaşan zengin ve soylu bir adam, bir pazar günü kendini evinden dışarı atar ve tesadüf onu nereye götürürse oraya gitmeye karar verir. Bu zengin adam heyecansız, duygusuz bir yaşam sürmektedir. Tesadüf eseri çıktığı yolda kendini bir at yarışında bulur. Burada çarptığı bir adamın elinden düşen kuponlardan birinin üzerine basar ve adam kuponu bulamaz. Adam uzaklaşınca kuponu cebine atar ve bu kupondaki at yarışı kazanır. Kuponun parasını ihtiyacı olmamasına rağmen vezneden alıp cebine atar. Sonra bu yaptığının hırsızlık olduğunu anlar ve pişman olur. Ancak ilk defa bu yaptığından heyecanlanır ve duygu değişimi yaşar. At yarışı bitince kendini şehrin dışına doğru atar. Orada bir fahişe onu kendisine çeker ormana doğru götürmeye başlar. Ormanın ortalarına gelince iki erkeğin arkasından geldiğini ve tuzağa düşürüldüğünü anlar. Ama onlarada unutamayacakları bir ders verir.