Tuba Coşar
Kaşif
Kolektif hafızanın nasıl siyasallaştığını gösteren sert bir metni. Bireysel hafıza ile ulusal hafıza arasındaki paralelliği açığa çıkarıyor: Geçmişe dönme arzusu masum değil, çoğu zaman bugünün sorumluluğundan kaçış. Karrekter üzerinden kurulan belirsizlik, anlatıcının güvenilmezliği ve zamanın lineer olmaktan çıkarılması; hepsi bilinçli bir tercih. Roman olay anlatmıyor, hafızanın nasıl kurulduğunu gösteriyor. Ülkelerin “en mutlu” on yıllarına dönme isteği, romantik bir geri dönüş değil; demokratik bir görünüme bürünmüş kolektif bir gerileme arzusu. Toplumların travmayla yüzleşmek yerine seçilmiş anılara sığınması, bireyin kendi geçmişini idealize etmesiyle paralel ilerliyor. Çağımızın en tehlikeli eğilimini — geçmişi güvenli bir sığınak olarak yeniden inşa etme arzusunu — berrak biçimde ortaya koyuyor. Benim açımdan bu kitap, “geçmiş güzel miydi?” sorusunu değil, “geçmişi kim seçiyor ve neden?” sorusunu sordurduğu için önemli. Çünkü mesele hatırlamak değil; hatırlamanın iktidarı.